Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon KADEMELİ EĞİTİM

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 27
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Gündemi çok hızlı değişen bir ülkede yaşıyoruz. Bir olayın henüz mürekkebi kurumadan toplum yepyeni bir konu ve olayla sarsılıyor. Gündemdeki konuların, olayların daha tahlili yapılmadan yeni konuların peşine takılmak durumunda kalıyoruz. Tüm bu keşmekeş içinde, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması ve ''kesintisiz eğitim'' uygulamasına son verilmesini öngören yasa teklifi TBMM’ye sunuluyor. Hemen hemen her konuda olduğu gibi, ülkemizin geleceği adına son derece hayati önem taşıyan “eğitim” konusunda da, konuyu konunun gerçek sahipleri ve erbapları dışındaki kişiler tartışıyor. Durum böyle olunca, konu enine boyuna irdelenmeden, kâr zarar analizi yapılmadan, ana ekseninden ideolojik zemine kayıyor. Bu da beraberinde, kısır tartışmaları, birbirini anlamamayı ve birbirini suçlamayı getiriyor. Bu tam kurumsallaşamamış ve gelişmekte olan bir ülke olmamızın doğal bir sonucu olsa gerek. Zira, tam kurumsallaşmamış ülkelerde, hemen herkes her konuda bilgi sahibidir. Hem de en üst perdeden fikrini ve iddiasını ortaya koyar. Eğitim, sağlık, din, güvenlik,.. gibi konular bunların başında gelir. Örneğin insanların toplu olarak bulunduğu kahvehane, çarşı, alıveriş merkezi, belediye otobüsü, vb. yerlerde, bir yerinizin ağrıdığını söylediğinizde hemen reçeteler havada uçuşur. Aynı şekilde güvenlik, terör ve asayiş gibi son derce teknik bir konu konuşulduğunda yine hemen herkes “asmak” ve “kesmek”ten bahseder. Din ve eğitim konuları da öyle. Dini mevzularda hemen herkes müftü veya hoca kesilir. Son günlerde ''kesintisiz eğitim'' ekseninde süren tartışma, bunun en canlı ve güzel örneği oluşturmuyor mu? Benzer konularda olduğu gibi bu konu üzerindeki tartışmalar da maalesef bu minval üzerinde yürümektedir. Sanayicisinden, işportacısına kadar hemen herkes konuşuyor. Lütfen yanlış anlaşılmasın, Açık toplum olmanın gereği olarak tabiî ki herkes konuşsun. Düşüncesini, talebini, beklentisini, temennisini dile getirsin. Ancak son sözü, konunun uzmanı olan kişilerin, yani Anadolu tabiriyle “işin ehli, erbabı olanların söylemesi gerekmez mi? Ülkemizde, eğitim konusunda, en önemli otorite, kurum veya mekanizma, Talim-Terbiye Kurulu Başkanlığınca belli yıllarda toplanan “Milli Eğitim Şurası”dır. Milli Eğitim Şurası, Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim ve öğretimle ilgili konuları incelemek ve öneri niteliğinde kararlar almakla görevli en yüksek danışma kuruludur. Zira bu kurulun oluşturulmasına yönelik çabaların başlangıcı 1920'ye kadar uzanır. TBMM'nin açılmasından sonra eğitim ve öğretimin düzenlemesi konusunda çeşitli girişimlerde bulunuldu. Kurtuluş Savaşının en kritik zamanlarında, 15 Temmuz 1921'de Mustafa Kemal'in başkanlığında toplanan Maarif Kongresi'nde ilkokul programı ve öğretim süresi ile ortaöğretim kurumlarının program ve dersleri ele alındı.,1923, 1924 ve 1925'te tekrar toplanan Heyet-i İlmiye tarafından eğitim ve kültür işlerini ele alınarak ilkokulların ve ortaöğretim kurumlarının öğretim süreleri, programları, ders kitaplarının hazırlanması gibi konularda yeni düzenlemeler yapıldı. Heyet-i İlmiye, 10 Haziran 1933'te 2287 sayılı yasayla oluşturulan Eğitim Şûrası için bir başlangıç oluşturdu. Maarif Kongresi ve Heyet-i İlmiye’den sonra Eğitim Şûrası adını alan bu önemli kurum, günümüzde devam eden şekline benzer ilk çalışmasını 17-19 Temmuz 1939'da yaptı. 1. Eğitim Şurası adıyla tarihte yerini alan bu toplantıda,, nüfusu 400'den az olan köylerde üç yıllık ilköğretim veren eğitmenli okulların, 400'den çok nüfuslu köylerde de beş yıllık ilköğretim veren öğretmenli okulların açılmasına karar verdi. Günümüze kadar birçok defa toplanan Milli Eğitim Şûrası, son toplantısını, 18. Milli Eğitim Şûrası adıyla 01-05 Kasım 2010 tarihleri arasında Kızılcahamam Asya Termal Tesislerinde gerçekleştirdi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ''2023 vizyonunu oluşturan'' Sözkonusu Şura’da birçok konu tartışılmış ve karara bağlanmıştır.

Alınan kararlardan biri de, İlköğretim ve Ortaöğretimin Güçlendirilmesi, Ortaöğretime Erişimin Sağlanması ana başlığı altındaki 2. Maddedir. Sözkonusu madde de: “Zorunlu eğitim öğrencilerin yaş grupları ve bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak; 1 yıl okul öncesi eğitim, 4 yıl temel eğitim, 4 yıl yönlendirme ve ortaöğretime hazırlık eğitimi ve 4 yıl ortaöğretim olmak üzere öğrencilere farklı ortamlarda eğitim almaya fırsat verecek şekilde 13 yıl olarak düzenlenmelidir.” denilmektedir. Dolayısıyla eğitim konusunda, en önemli otorite ve sorumlu kurum olan Milli Eğitim Şûrası, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması veya süresinin artırılması ile ilgili önerisini açıklamış, bu konu ile ilgili son sözünü söylemiştir. Çünkü Milli Eğitim Şûrası, eğitimle ilgili sözü olan, diğer bir ifadeyle, dolaylı veya doğrudan eğitimle ilgili olan tüm paydaşların (Üniversitelerden, farklı türlerdeki eğitim kurumlarından, sivil toplum kuruluşlarından, eğitim sendikalarından, yerel yönetimlerden,… gelen temsilcilerin oluşturduğu çok geniş bir kitlenin) ortak aklı ile kararlarını almaktadır. Bunun için, önce 81 ilde oluşturduğu komisyonlar çalışmaları yapar ve rapor halinde getirir. Ardından il raporları bölge bazında, değerlendirilir ve bölge raporu olarak MEB Talim Terbiye Kurulu’na sunulur: Kurul da, bu raporları, hem il ve hem de bölge toplantılarına katılmış ve bunların oyu ile seçilmiş üyelerin ağırlıkta olduğu çok geniş katılımlı bir çalışma grubunda değerlendirir ve bunu tek rapor haline getirir. Daha sonra bu rapor, makam onayının ardından kamuoyuyla paylaşılır. Nitekim 18. Milli Eğitim Şûrası kararları, 17 Aralık 2010 tarih ve 0008861sayılı yazı ile Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Şura Genel Sekreterliği vasıtasıyla kamuoyuna duyurulmuştur.

Burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta, şura kararlarının bağlayıcı özellik taşımadığı hususudur. Zira, Milli Eğitim Şuraları 08.09.1995 tarih ve 22398 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Şurası Yönetmeliği hükümlerine göre yürütülmektedir. Bu yönetmeliğin 19. maddesinde ise: "Şûra kararları tavsiye niteliğindedir." hükmü açık olarak yer almaktadır.

Bütün bu bilgiler çerçevesinde, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması ve ''kesintisiz eğitim'' uygulamasına son verilmesi tartışmalarını değerlendirdiğimizde, maalesef büyük resmin kaybolduğunu ve konunun özünden uzaklaştığını görüyoruz. Değil ortalama bir vatandaş, eğitim paydaşlarının hatırı sayılır bir kesimi bile, süreç hakkında tam bilgi sahibi olduğu söylenemez. Nitekim bu kapsamdaki tartışmaların önemli bir kısmı “aslında bunların asıl amacı başka…” şeklindeki önyargı-kaygı-ideoloji kokteylinden ötürü büyük resim kayboluyor. Burada, “kesintili eğitim” kavramı da toplumda veya bazı kesimlerde yanlış çağrışıma yol açıyor olabilir. Sanki eğitim kesintiye uğrayacakmış ve süresi kısalacakmış gibi yanlış bir algı ve anlaşılma söz konusu. Onun için belki “kesintili eğitim” yerine “kademeli eğitim” kavramı, iyi niyetli kaygı ve önyargıları önemli ölçüde ortadan kaldırabilir.

Doğal olarak, her uygulamanın artı ve eksi yönleri vardır. Aynı şekilde, kişi veya kurumların bazı iş ve uygulamaları doğru, bazı iş ve uygulamaları da yanlış olabilir. Veya kısmen doğru kesmen yanlış olabilir. Sorunlara bu anlayışla yaklaşıldığında, çözüme daha kolay varılır. Bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanlığının son yıllardaki iş ve uygulamalarına bakıldığında, bazı eksiklikleri olmakla beraber, en önemli başarılarından birisi, hiç kuşkusuz 1968 müfredatını değiştirmek olmuştur. Çünkü 1960’lı yılların koşullarına ve gerçeklerine göre hazırlanmış, eğitimin merkezine öğretmeni alan ve öğrenciyi pasif kılan müfredat, bilişim teknolojisinin zirveye çıktığı çağımızda, yeni kuşak için son derece anlamsız ve yetersiz kalmaktaydı. Dolayısıyla eski müfredat kaldırılıp yerine öğrenciyi merkeze alan, rehberlik, kariyer ve girişimciliği vurgulayan, zengin etkinlikler içeren, eleştirel ve yaratıcı düşündürmeyi sağlayan, ölçmede süreci değerlendiren, tematik yaklaşımı benimseyen, disiplinler arası uygulamaları ve teknolojik gelişimlere uyumu esas alan, öğrenciye düşünme, sorgulama ve üretme becerisi kazandırmayı ana hedef olarak gören yeni müfredatın getirilmiş olması son derece önemli ve büyük bir olaydır. İşte zorunlu eğitimin süresinin uzatılması ve bunun “kesintili eğitim” veya “kademeli eğitim” şeklinde düzenlenmesi çabası müfredat değişiklinin bir bakıma tamamlayıcısı ve zorunlu sonucudur. Son iki Milli Eğitim Şurası’nın İzmir ve Ege Bölgesi çalışmalarına (2006’da Buca Rehberlik ve Araştırma Merkezi Rehber Öğretmeni ve Müdürü, 2010’da Konak Milli Eğitim Müdürü ve Rehber Öğretmen sıfatıyla katılmış ve uygulamanın bizzat içinde yer alan biri olarak, kademeli eğitimi Türkiye için bir zorunluluk olarak görüyorum. Bu düşüncemi, aynı zamanda tam 10 yıl ilköğretim kurumlarında öğretmen ve yönetici olarak görev yapmış bir kişi olarak da ifade ediyorum. Zira Nasrettin Hoca’nın: “Bana eşekten düşeni getirin, beni ancak o anlar.” esprisindeki gibi, bu konuyu özellikle İlköğretim kurumlarında çalışmış yönetici ve öğretmenler çok daha iyi anlar diye düşünüyorum.

Özellikle, gelişim evresi bakımından birbirinden çok farklı konumda olan 06 yaşındaki çocuk ile, sınıf tekrarı, okula geç başlatma, nüfusa geç kaydetme gibi nedenlerle fiilen 14 yaşın da epey üstünde yer alan çocukların, aynı sırayı, aynı merdiveni, aynı koridoru, aynı bahçeyi, aynı lavaboyu, aynı kantini,… kullanması sadece fiziksel açıdan bakıldığında bile savunulur tarafının olmadığı görülecektir. Bu durum, pedagoji açısından da son derece sıkıntı vericidir. Ayrıca, öğretim açısından bakıldığında da, özellikle ikinci kademe öğrencisi az olan okullarda, branş öğretmeni normunun, dolayısıyla zümre öğretmeni oluşmaması gibi büyük sorunlar da cabası.

Toplum olarak hep birlikte inadı, siyasi ve ideolojik kaygılarımızı kısa bir süreliğine askıya almak; kendimiz, çocuklarımız ve geleceğimiz için bir iyilik yapmak, dünya gerçeklerini göz önünde bulundurarak Türkiye’nin ihtiyacı olan kademeli eğitimi geciktirici tutum ve davranışlarımızdan vazgeçmek ve kademeli eğitimin bir an önce hayata geçmesini sağlamak zorundayız.

Bugün yola çıkanlar, yarın çıkanların bir gün önündedirler.
Kalın sağlıcakla...

Abdulkadir YILDIZ
Uzman Rehber Öğretmen
(Konak Eski Milli Eğitim Müdürü)

 İletişim:
Abdulkadir YILDIZ
İzmir-Konak Dr. Osman Yaşar Andolu Sağlık Meslek Lisesi Müdürü
Tel: 0505 4871087
e-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Son Güncelleme (Çarşamba, 07 Mart 2012 10:42)

 

Degerli Yazarimiz Abdulkadir YILDIZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Perşembe, 01 Mart 2012.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+13 #3 Kademeli Eğitim Hk. 2012-03-06 15:15
Saygı değer eğitimci Abdülkadir YILDIZ'ı,şahsiyeti ve eğitim camiasında gerçekleştirdiğ i projeleri ile hemen hemen herkes tanımakta ve takdir etmektedir. Bilinçli ve duyarlı bir eğitimci kimliği ile gündemin bu önemli konusuna dair bilgilendirici ve öğretici yazısından dolayı kutlar, saygılarımı sunarım... Erdal BAYHAN
Alıntı
 
 
+15 #2 RE: KADEMELİ EĞİTİM 2012-03-03 12:51
Eşekten düşenin halini yine eşekten düşen anlar. Ancak bunun bir üst versiyonu eşekten düşenin en iyi halini kendi akran yaşındaki anlar. Yetmiş yaşındaki dedeyle yedi yaşındaki çocuğun eşekten düşmesi bir olmasa gerek diye düşünüyorum. 1997 yılında siyasi konjonktürün gölgesinde kabul edilen sekiz yıllık kesintisiz eğitim kanununun uygulanmasında yaşanacak sorunlara değinme cesareti gösteremeyen eğitimciler on beş yıl sorunları yaşa[.........] kanıksamışlardı r. Sayın Abdülkadir YILDIZ'ın eğitimci ve yönetici kimliği ile kafa yorup, konuyu kaleme almasından dolayı kutluyorum. Keşke ülkemde görev yapan her bir eğitimci konuyla ilgili bir iki cümlede olsa yazabilse.
Alıntı
 
 
+15 #1 RE: KADEMELİ EĞİTİM 2012-03-02 16:02
Değerli bir eğitimciden "Kademeli Eğitim" Konusunda bizleri aydınlatan ve akl-ı selimle yazılmış bu yazıdan dolayı Sn A. Kadir YILDIZ'ı kutlar; GÖNÜL SİTESİ'nde yazma tercihinden dolayı da ayrıca tebrik ederiz.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün10
Dün2889
Tüm Zamanlar4207390
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 107 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2193
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?