Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon ÇANAKKALE… ÇOKULUSLU DEHŞETİN SERGİLENDİĞİ YER

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 21
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Geçmişte yaşanan sayısız büyük olay vardır. Ancak önemli özellikleri nedeniyle, çeşitli kavramları çağrıştıran, çeşitli kavramlarla birebir özdeşleşen olay sayısı sınırlıdır. Fransız İhtilali’nin özgürlüğü, Hiroşima’nın atom bombasını,… çağrıştırması gibi. İşte Çanakkale Zaferi de bu ender olaylardandır. Zira Çanakkale Zaferi denildiği zaman, insanların aklına azim, inanç ve kararlılık gibi kavramlar gelmektedir.

 

Üzerinde çok söz söylenmiş olan Çanakkale Zaferi için, yeni şeyleri ifade etmek son derece güçtür. Bununla birlikte, söylenecek sözler, daha önce söylenmiş sözlerden öte anlam taşımasa bile, böylesine muhteşem bir olayı sürekli zihinlerde canlı tutmak ve üzerinde sürekli kafa yormak gerekir. Çünkü ulusal ve evrensel boyutları olan Çanakkale Zaferi’nden, herkesin ve özellikle genç kuşakların alacağı çok önemli dersler vardır. Yakın zamanda yaşanmış küçük bir anekdot bu durumu bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.

 

1980’li yıllarda eğitim alanında uzman Japon heyeti, bir davet üzerine ülkemize gelir. Sözkonusu Heyet, eğitim sistemimizle ilgili incelemelerini tamamladıktan sonra, içinde dönemin Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler’in bulunduğu bir heyetle Başbakan Turgut Özal'ın huzuruna çıkar ve görüşlerini sunarlar. Özetle: “Gençlerimizde milli şuurun eksik olduğunu ve eğitim sistemimizin mevcut yapısının gençlerimize milli şuuru vermeye uygun olmadığını” dile getiriler. Soğuk duş etkisi yapan bu tespitin ardından, “Japonya’da gençlere milli şuurun nasıl verildiğine” dair sorular üzerine, heyet şu cevabı verir: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı giden trenlere bindirir ve çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyi gösterir, robotlarla çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz. Bu baş döndürücü teknoloji karşısında sarsılan ve şoke olan çocuklarımıza deriz ki: “İşte gördüğünüz bu hızlı trenleri ve üstün teknolojiyi sizin atalarınız yaptı. Eğer siz daha çok çalışırsanız, daha hızlı giden ulaşım araçları yapar, daha üstün teknoloji meydana getirir, daha modern fabrikalar kurarsınız. Sonra çocuklarımızı Hiroşima ve Nagazaki'ye götürüp düşmanın harap ettiği bölgelerimizi gezdirir ve bu defa da deriz ki: Bakın, eğer siz birlik beraberlik içinde çalışmazsanız, düşmanlar sizin ülkenizi yakar, yıkar, işte bu hale getirirler. Ama birlik beraberlik içinde çalışırsanız, güçlü olursunuz; düşmanlarınız size saldırmaya cesaret edemezler. Artık birlik beraberlik içinde çalışmak ve çalışmamak konusunda kararınızı siz verin.” Bu örneklerle çocuklarımız kendilerine gelerek iyi ve çalışkan bir Japon genci olma yolunda milli bir şuur ve heyecanla eğitimlerini sürdürürler. Japonların bu tespitlerini sundukları sırada: “İyi de bizim sizin gibi Hiroşima ve Nagazaki'miz yoktur ki” şeklindeki bir soruya, Japon eğitimci şu cevabı verir: “Sizin Hiroşima ve Nagazaki gibi yerleriniz bizimkilerden çok daha etkilidir.” dedikten sonra şunları ilave eder: “Bir metrekareye binlerce merminin düştüğü Çanakkale Zaferi'nin kazanıldığı tarihî savaş alanları sizde. Bu yerler, çocuklarınızın ve gençlerinizin şok olması için yeter de artar bile. Dünyanın en gelişmiş ve güçlü ordularına karşı dedeleriniz olmazları oldurarak, bütün dünyayı hayretler içerisinde bırakan bir zafer kazanıyorlar. İşte sadece bu olay, bu bölge ve bu zafer dahi gençlerinizin milli şuur kazanmalarına yetecek örneklerle doludur. Bu sebeple gençlerinizi Çanakkale'ye götürüp gezdirmelisiniz. Bölgeyi bilerek gezmeli, atalarının ne olmazları başardığını gururla görmeli, iftiharla öğrenmelidir. Daha sonra onlara demelisiniz ki: “Sizler de birlik beraberlik içinde çalışmazsanız, düşmanlarınız yine gelirler, Çanakkale'yi işgal etmeye kalkışırlar, yurdunuzda özgür yaşamayı size layık görmezler. Ama çalışır, teknolojiyi yakalarsanız, ülkenizi kalkındırıp, ilerleyen ülke haline getirirseniz, düşmanlarınızın sizi etkileri altına alma cesaretleri yok olur. Özgürlüğünüzü korursunuz. Onurlu, başınız dik yaşarsınız!

……….

 

Bazen bir ulusun, bir inancın, bir düşüncenin, bir toplumun, bir kuşağın gözleri, “nasıl davranacaklar” diye bazı kişilere dikilir. Onların tutumu, tavrı, performansı, değerlendirmesi ve yorumu adeta sabırsızlıkla beklenir ve takip edilir. Çünkü sahasında kendini kabul ettirmiş insanların başarıları, kendi alanları ile ilgili büyüklükleri büyük olaylarda daha bir belli olmaktadır. Büyük sporcuların önemli yarışmalarda, zeki ve çalışkan öğrencilerin büyük sınavlarda ön plana çıkması, göz doldurması ancak bu gerçekle açıklanabilir. Bu yönüyle Çanakkale Zaferine bakıldığı zaman, bu büyük arenada, Arıburnu Kuvvetleri Komutanı sıfatıyla maiyetindeki komutanlara: “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.” diyen Mustafa Kemal’in askerlik yeteneğiyle; “Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi namusunu,
çiğnetmeyecek."
dizelerinin mimarı Mehmet Akif ERSOY’un “Çanakkale Şehitlerine” adlı şiiriyle, Kahraman Mehmetçiği şahsında somutlaştıran Seyit Ali Çavuş’un 257 okkalık top mermisiyle, farklı renk ve desenleriyle yekvücut olmuş Anadolu insanının onurlu ve kahramanca duruşuyla destanlaştığını ve dünyaya parmak ısırttığını görüyoruz.

 

 

Çanakkale Savaşı’nın, metrekareye düşen 6000 mermi ve iki taraftan yaşamını yitiren yarım milyonun üstündeki asker sayısı gibi birçok boyutuyla sıradan, basit bir savaş olmadığı ortadadır. Öyle ki Galatasaray, Konya, Kayseri, Sivas gibi birçok lise, tüm son sınıf öğrencisini şehit verdiğinden o yıl hiç mezun vermemiştir. Anadolu nüfusunun yaklaşık %2’si şehit düşmüş, bir o kadarı yaralı ve sakat kalmıştır. “Ufacık bir karada” bu yoğunlukta can kaybının olması, Çanakkale Savaşını dünyada “eşi bulunmaz” yapmaya ve olayın çapının büyüklüğünü göstermeye yeterdir.

Savaş sahnesini onurlu bir şekilde karşılayan ve “Çanakkaleyi geçilmez” kılan iradeyi Mehmet Akif ERSOY’un “Çanakkale Şehitlerine” adlı ünlü şiirinden bir bölümle, sözlerimizi noktalayalım.

 

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
……

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

 

Abdulkadir YILDIZ

Uzman Rehber Öğretmen

(Konak Eski Milli Eğitim Müdürü)

İletişim:

İzmir-Konak Dr. Osman Yaşar Anadolu Sağlık Meslek Lisesi Müdürü

Tel: 0505 4871087

e-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Degerli Yazarimiz Abdulkadir YILDIZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Perşembe, 01 Mart 2012.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1571
Dün2889
Tüm Zamanlar4208951
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 126 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2221
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?