• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 6898

PostHeaderIcon ORADA KİMSE YOK MU

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Kalem ve çenemizin elverdiği ölçüde, dünyamızın birçok bölgesinin global şirket ve mafya CEO'larından oluşan sanal bir yönetim kurulunca çekip çevrildiğini anlatmaya çalışıyoruz da anlaşılıyor muyuz, orası pek şüpheli işte. Benim rastladığım kadarıyla bir tek parti başkanı (Namık Kemal Zeybek) televizyon ekranında paralel biçimde konuştu. En kıdemli siyaset hocaları bile, açıklamalarını, Amerika, Fransa, İngiltere gibi ülke etkinliklerine dayandırmayı sürdürüyorlar da uyuşturucu mafyası, enerjiciler, otomotivciler, petrolcüler, ilaççılar, besinciler, para'cılar, silahçılar gibi yüksek karar organı temel direklerinin ‘hüküm ve tasarruflarına’ değinildiği pek yok sanki. Yine de hakkını yemeyelim. Bir kıdemli girişimci de ülkemizde demokrasinin gelişmesi için Soros'un yaptığı fedakarlık ‘timsali’ harcamalara değinmedi değil...Oysa, yönetim kurulunun hüküm ve tasarrufları ülkeler temelinde bölünmüyor. Amerikan halkı da onlar için bir halk. ( Başkan Kennedy’nin kim vurduya götürülüşünü, kuleleri, milyonlarca işsiz ve yoksulu anımsayalım. İspanya’daki işsiz sayısı da 5,6 milyona ulaşmış). Bu işte bir çelişki aranıyorsa, yönetim kurulu ile bütün dünya halkları arasında aranacak.

Yönetim kurulumuz kendisini gölgede tutmak için teknisyenleri esnaflaştırıyor.(TDK sözlüğündeki esnaf tanımına bakınız). Bir örnek: Bir hocamız (Kenan Demirkol) şöyle diyor: ‘Tarım ilaçları en az sigara kadar kanser yapıcı. İlaçlı yiyecekleri tahta fırçasıyla temizleseniz, tarım ilacının en fazla yüzde 40’ını yok edebilirsiniz. Toprağa serpilen azot gübresinin yağmur ile yeraltı sularına karışması sonucu bugün İzmir ve Ankara’da kuyu suları arsenikli.

Dünya tarım ilaçları piyasası 40 milyar dolarlık bir genişlikte’.
Konu açısından halkı aydınlatması gereken tarım teknisyenlerini tarım ilaçları pazarlamacısı yaparsanız, iş tamamdır. Psikiyatri ilaçları için de bu böyle. Bilimsel erki arzu edilir düzeyde olmasa da kamu gelir ve giderleri alanında dürüst, yansız ve halkçı teknisyenler yetiştiren Maliye Teftiş Kurulu’nun yönü de muhasebeci esnaflığına çevrildi. Yazık ki yazık. Aydın kamu maliyecilerinin önderliği olmadan, silah firmalarının kışkırtmaları ile silah alımları ilişkisi ya da kara paraların vergilendirilmesi yerine sistemin sıradan insanlara yönlendirilmesi gibi konularda toplumu kim ya da kimler bilgilendirebilecek…

Bir başka önemli yöntem de taşeron örgütler yaratmak, malum. Bugünlerde ‘cemaat’ modası var. Bir yazarımız konuyu öyle bir ele alıyor ki sanki bir imam kardeşimiz kendi ‘insiyatifiyle’ bütün bu olanları gerçekleştiriyor. Yönetim kurulu ve onun emrindeki plancılar ile finans kaynaklarından hiç bahis yok.( Orhan Bursalı, Gülen Siyasi Partisi, Cumhuriyet 12 Nisan 2012). Böyle şeyler yazdırarak esas odağı gölgelemek de planın bir parçası olmasın sakın…

Yönetim kurulumuzun emrinde sonsuz denecek kadar para var. Böyle olunca, yola gelir parsel yöneticileri, istihbaratçı, beyin mıncıklayıcı öğretim elemanı ile inanç ve kalem erbabı, asker ve sivil kamu yöneticisi, çete başı ve üyesi, sahte toplumcu ve ‘hümanist’, sivil toplumcu, kışkırtıcı ve yok edici (terminator) ajan istihdamı da pek kolaylaşıyor. Avantayla güdülemeyen yöneticilerle karşılaşılınca iş biraz zorlaşıyor da o zaman da ‘sorti’lere başvuruluyor. Gazete ve televizyon kanallarının ezici çoğunluğu emirleri altında. Amerika, İngiltere gibi ülkelerde ‘işgal et (occupy)’ türü gençlik hareketleri oldu. Ancak, bu tür eylemleri büyük bir ‘nankörlük’ olarak kabul eden global sermaye basını, konu ile ilgili iletişimi kesince, geride yalnızca bir ‘tıs’ sesi kaldı.

Yönetim kurulu üyelerinin avantasal ilişkilerinin toplumları nasıl yönlendirdiğini irdelemedikçe, sorunların kaynakları bağlamında nasıl çözümlenebileceğini de anlayabilmek mümkün değil. Örneğin, uyuşturucu ile petrolün, silah pazarlamasının, ayrıca da tefecilik ve satın alma gücü yaratma hedeflerinin, ulusal ve uluslararası ilişkileri nasıl biçimlendirdiğini en azından duyumsayabilen insanların, özellikle de gençlerin kritik bir çoğunluk ve etkililiğe ulaşamadığı ülkelerde, halkların, global eşkıya elinden çok ama çok çekeceği var gibi.

Son Güncelleme (Cumartesi, 12 Kasım 2016 21:31)

 

Degerli Yazarimiz Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 27 Mayıs 2018.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün509
Dün1148
Tüm Zamanlar4529297
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 62 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 5235
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?