• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 6898

PostHeaderIcon GLOBAL SERMAYE DİKTA YÖNETİMİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

'Bizimki gibi bir basında böylesi nasıl olur' dedirtecek cinsten bir yazarımız şöyle diyor: 'Tıptaki kargaşanın en büyük nedeni ilaç şirketleridir. İlaç şirketleri satışlarını artırmak için ahlak sınırlarını zorlayan satış artırıcı yöntemlere başvurmakta, hasta olmayanların ilaca bağlanmasına neden olmaktadır. Para karşılığında, güvenliği şüpheli veya çarpıtılmış araştırmalarla ilaç şirketlerini destekleyen birçok Batı ve özellikle Amerikan üniversitesi ve bilim insanı bu aşağılık kampanyayı ayakta tutmaktadır. Sistemin en güçlü koruyucusu ise devletlerdir. Dünyanın her yerinde, ilaç şirketlerinin cömertliğinden nasibini alan hükümetler ve sağlık bakanlıkları ilaç şirketlerine karlarını çoğaltmak için yardımcı olmaktadırlar'. (Metin Münir, Milliyet 11 Mayıs 2012).

Böyle küresel rezillikler yalnızca sağlık kesimine mi özel… Geçenlerde epey bir ilerici havalarındaki bir ekranda, biri bir‘sunucunun seslenişine göre’ bir ‘komutan’ bir diğeri de ‘hocam’ denilen bilmem ne üniversitesinin rektörünü izledik. Ülkemizin güvenliği ve dolayısıyla silah gereksinmeleri ‘tabii ki büyük bir vukufla’ ele alındı. Çevremizdeki silahlanma hareketlerine koşut füze, füze kalkanı gereksinmeleri açısından ‘füzeler şuradan gelecekse şöyle, buradan gelecekse böyle önlemler alınmalı, dendi. Kısacası füzelerin ille de bir yerlerden gelebileceği varsayıldı. Hocamız ‘parasız’ askerlik hizmetinin (kadın’ın adı yok) öneminin de altını çizdi. ‘Komutan’ buna karşılık askerlik açısından uzmanlığın daha bir önem taşıdığını ileri sürdü, sanıyorum. Eğer yanlış duymadıysam Rusya’nın elinde 12 bin kadar nükleer başlıklı füze varmış, bir o kadar da ABD elinde. Vaktiyle bir ( o zamanki) Sovyet yetkilinin bizimkilere şöyle dediği söylenirdi: ‘Bize karşı silahlanıyorsanız, çok eksik, komşularınızla savaşacaksanız çok fazla silahınız olacak, demektir’. Yoksul ülkeleri bombalamak dışında ne işe yaradığı anlaşılmayan NATO da değerleme bağlamına alınınca işin gizemi büsbütün artıyor. (Epey bir yabancı medyayı izliyorum. Son seçim kampanyasında Sarkozy’nin zavallı Libya halkını bombalaması adiliğinin Fransız halkı tarafından hesabı hiç sorulmadı. Gel de batı uygarlığı denen numaranın kapsam genişliğine inan). Sonuç olarak, bizimki gibi bir ülkedeki en etkili savunma yaklaşımının silahlara tümüyle karşı olmak gibi bir şey olması gerekmez mi…Niçin ülkemiz bu konuda dünyaya önderlik yapamıyor…Kısa bir reklam arasından sonra açıklanacak.

Bir de büyük yatırımlar konusu var. Köprüler, otoyollar, nükleer santraller, tüneller, barajlar, gökdelenler, on iki yıldızlı oteller, AVM’ler, residans toplulukları, otomobil fabrikaları, falan. İzmir’li bir gazeteci de yazısının başlığını şöyle koymuş: ‘Mümkünse otoyol yapmayın!’ (Asuman Abacıoğlu, Cumhuriyet Ege 11 Mayıs 2012). Bunlara, ilaçlar ve silahlar gibi, gerçekten gereksinme var mı, varsa da ne kadarına…

Şimdi gelelim işin püf noktasına. Yüce yönetim kurulunun hüküm ve tasarrufu altındaki bir ülkede ilaç, silah, büyük yatırımlar gibi konularda kurulumuz girişimlerine, özellikle de faiz ve para sahtecilikleriyle kutsal servetlerinin büyümesine karşı çıkanlar derhal görevden alınır ya da gelir ve servet yoksunluğuna ‘duçar’ edilir. Bu alanlardaki ‘promosyonlar’ yalnızca hükümetler değil, uyduruk partiler, üniversiteler, şirketler, bankalar, kamu yönetimi mensupları, hukukçular, doktorlar, maliyeciler, mimar ve mühendisler, aracılar, komisyoncular ve giderek okumuşların çok ama çok büyük bir bölümünün değişik ölçülerdeki katkılarıyla gerçekleştirilir. Irak, Libya, Suriye ve Kule olayları falan işin içine yeterince kan da karıştırılabileceğinin en güzel göstergeleri değil midir…

Dünya halkları para ve güç budalası bir grup ruh hastasının elinde, bana kalırsa. Bu adamların hasta olabileceklerini benden başka da söyleyen yok sanki. Koskoca Dünya Sağlık Örgütü ne işe yarar yahu…

Son Güncelleme (Cumartesi, 12 Kasım 2016 21:33)

 

Degerli Yazarimiz Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 26 Mayıs 2018.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün595
Dün1485
Tüm Zamanlar4528235
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 37 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 5217
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?