NOSTALJİ
Bir
mucize olsa bir gün aniden
Kaybolsa
saçımı dolduran aklar
Kırk
yıl öncesine dönsem yeniden
O
şehir, o gençlik ve o sokaklar.
Elimde
valizim bir kuşluk vakti
Yürüsem
o şehrin caddelerinde
Aradan
kırk sene geçmemiş gibi
Yine
öyle coşkun ve öyle zinde.
Meydanda
bir bezden topun ardından
Arkadaşlar
yine koşuşup dursa
Rüya
güzelliği içinde zaman
Kule’de
bir saat dokuzu vursa.
İlerde
bir ahşap ev köşe başında
Itırlar,
şebboylar penceresinde
Ve
sonra hoş bir kız on beş yaşında
Hovarda
şarkılar tatlı sesinde.
Bahçemizde
yaşlı kiraz ağacı
Gölgesinde
yazın oturduğumuz
Şu
çayırlar işte rüzgar esince
Üstünde
uçurtma uçurduğumuz.
Kapının
önünde bir süre kalsam
Kalbimde
heyecan, köpüklü taşkın
Uzanıp
kapının zilini çalsam
Atılsa
boynuma kardeşim şaşkın.
Hayretle
divandan doğrulsa babam,
Uzansa
saçıma doğru elleri
Toplansa
o akşam hısım akrabam
Yadetsek
birlikte geçen günleri.
Aydınlık
yüzünde şafaklar gülen
O kız
yine çiçeklere su verse
Penceremden
penceresi görülen
Gülümseyip
bana selam gönderse.
Bir
mucize olsa bir gün aniden
Kaybolsa
saçımı dolduran aklar
Kırk
yıl öncesine dönsem yeniden
O
şehir, o gençlik ve o sokaklar...