SAÇMALAMA HAKKI

 

Dün bir haber karşısından gerçekten şaşkına döndüm: Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof.Dr.Hamdi Döndüren’in yıllar önce yazdığı, sanıyorum yüzbini aşkın baskılar yapan “İlmihal” kitabı soruşturma konusu olmuş. Üniversitenin rektörü basına heyecanlı bir ses tonuyla verdiği bilgilere bakılırsa, sayın fıkıh Profesörü Döndüren uzmanlık alanına giren konularda yayımladığı görüşlerinden dolayı sayın Rektör Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran’ı çileden çıkarmış.

 

Laik bir üniversitede Prof.Dr. ünvanlı bir bilim adamı, nasıl olur da akıl, mantık ve bilim dışı, daha açıkçası gerici ve çağdışı görüşlerin savunucusu olur. Sayın rektör bu vahim duruma son verecek soruşturmayı başlatırken, sayın Döndüren’in akedemik unvanlarını borçlu olduğu tezlerini soruşturma kapsamında inceleme konusu yapacağını söylemeyi de ihmal etmemiş.

 

Ne var bunda hocam, biz nelerini gördük, diyebilirsiniz. Haklısınız, ben de bu yaşıma kadar az şey görmedim! Fakat nedense bu kez gördüğüm beni şaşırttı, belki de günümde değildim, ondan dolayı şaşırmışımdır, kim bilir?

 

Haydi, halk olarak laikliği anlamadık diyelim, üniversite olarak da mı anlamadık? Yıllardan beri, oldum olası, kurulduğu günden beri İlahiyat Fakülteleri bir üniversitenin çatısı altında değil mi? Yıllardan beri İlahiyat Fakültelerinde tez yapılmıyor mu, ders veya yardımcı ders kitabı yazılmıyor mu, öğretim üyeleri yönetmelik veya prensip gereği belli aralıklarla kitap veya makale yazmıyorlar mı, bol miktarda da konuşma yapmıyorlar mı? Sayın rektörün bu çalışmaların içeriklerinden haberi yok mu? Nasıl olur da sayın rektör, İlmihal’de yazılanlardan dolayı çileden çıkar? Sayın rektör din adamını ne sanıyor? Laiklikten anladığı nedir? Bu kadar cahillik olur mu? 

 

Seviyeyi fazla düşürmeden çileden çıkmaya gerekçe gösterilen laikliğe dönelim:

 

-Laiklik nedir, sorusunu sorduğumuzda bu sorunun rektör nezdindeki yanıtı kısaca şöyle olmalıdır: 

 

-Din adamları her zaman akla uygun kurallar koyamaz, inanca sığınır (iddia öyledir), o nedenle aklı öne çıkaran ve mutlaka aklın denetiminde olan dünyevi bir kuruma, yani laikliğe ihtiyaç vardır… Bununla beraber din adamına saygı gösteririz ama devlete ilişkin kurallar koymasına veya inanmayanı zorlayıcı tavırlar sergilemesine ise asla izin veremeyiz… Binaenaleyh din adamlarının görüşlerinin akla uygun olmasını herkes ister, ama bazılarının aklına yatmıyarsa, dini yaşama ilişkin kimi kurallar, sadece inananı bağlar ki, bir tek şartla anlayış görebilir: O da başkasına zorlamamak koşulu ile…

 

Söz konusu “laiklik” çok konuşulmayı gerektirse de rektörün nezdinde laiklik, yaklaşık olarak bu tür gerekçelerle zorunlu bir kurumdur. 

 

Peki durum böyle ise rektörü kızdıran nedir, bir ilahiyat Prof.’u uzmanlık alanına giren bir konuda görüş açıklamış ve yazıları da rektörün aklına yatmamış olabilir. Gerçekten İlmihal’deki fetvaların rektörün aklına yatması gerekiyor muydu? Gerekiyordu deniyorsa laikliğe neden ihtiyaç var?

 

Fıkıh Prof.’u ancak fıkıhçılar arasında tartışılabilecek görüşlerinden dolayı, laik yöneticiler tarafından soruşturulmaya maruz bırakılıyorsa, o zaman din-devlet ayrımına ne gerek var?

 

Hem din adamları akla, mantığa ve bilime uygun görüşler açıklayacaklar, hem de laiklik yani din-devlet işleri ayrı olacak.. Neden? O zaman sorun nerede, sormazlar mı? Din adamı akla, mantığa ve bilime uygun konuşacak ve yazacak ama din-devlet ayrımı da devam edecek. Peki bu nasıl olacak, hiç düşündünüz mü?

 

Laikliği gerekli kılan din adamlarının saçmalaması değil mi, sayın rektör! Açtığınız soruşturma ile yuva yaptığınız dalı kestiğinizin farkında değil misiniz? 

 

Ne yani, sayın Döndüren mantıklı fetvalar verecekti de yoksa din-devlet ayrımını kaldırıp üniversiteyi bu kurallarla mı yönetecektiniz? Rektörün canını sıkan bu mu?

 

Bence sayın rektör yanılıyor. Sayın Döndüren için en fazla şu söylenebilirdi: Hoca laikliğin kendisine tanımış olduğu akıl ve mantık dışı “yanılma ve saçmalama hakkını” kullanmıştır, bu konuda bir şikayet olsa da her hangi bir işlem yapmayı gerektirmez. Sayın Döndüren’in görüşlerinden rahatsız olan birileri varsa, onlar da karşıt görüşlerin yer aldığı yeni bir İlmihal yazsınlar, denebilir. Bu tür sorunların çözümü böyle olsa gerek…

 

Sayın rektör, sayın Döndüren hakkındaki şikayetleri ciddiye almasaydı daha iyi olurdu ama demek ki, bu tavrı takınmasına bilgisi ve görgüsü el vermedi..

 

Öyle değil mi sayın okuyucu, yanılmıyorsam, laiklik din adamlarının şaçmalayabileceği endişesine bir önlem olsun diye konmuş akılcı bir düzenlemeydi..  

 

Sayın Rektör! Eğer laikliğin sayın Döndüren’e tanıdığı saçmalama hakkını soruşturma konusu yaparsanız, din adamları akıllı ve mantıklı olur ve bilimden de anlamaya başlarsa, din ile devlet arasındaki fark ortadan kalkar ki, maazallah din ile devlet işlerini, ne sayın rektör ayırabilir, ne de size yardımcı olmaya çalışan ben! Bırakalım, din bilginleri saçmalama haklarını kullansınlar, biz laikler de tanıdığımız özgürlüğün zevkini çıkaralım!

 

Öyle değil mi ama! Haksız mıyım? Bırakın adam saçmalama hakkını kullansın, siz de ilk kez adam akıllı haklı çıkın ve şu “Madde in Turkey” laikliğimizle övünme zevkini bir kez olsun bize yaşatın!  

 

HARUN ÖZDEMİR


ANA SAYFA